Başarı Mektupları

Vajinismus Tedavisi – Süleyman Bey’e Güvenin

Vajinismus Tedavisi - Süleyman Bey'e Güvenin

Vajinismus Tedavisi Gören Kevser Hanım

Merhabalar

Sevgili doktorum Süleyman Bey size her şey için çok teşekkür ediyorum, ediyoruz. Teşekkür diyince altı o kadar boş kalıyor ki altını doldurmak imkansız. Keşke elimde bir imkan olsa da size olan duygularımı gönlümü açıp gösterebilsem, gösterebilsek. (Eşim, annem, babam.)

Size, Ayla’ya, en ince ayrıntısına kadar düşünüp hazırladığınız internet sitenize, sizi hiç çekinmeden, zaman kısıtlaması olmadan arayabileceğimizi belirttiğiniz numaranıza, her şeye…

Aslında sesli bir kayıt yapıp sitenizde yayınlamanızı istiyorum. Ses üzerinde oynamalar yapılabilir, yapılmaya da bilir. Böylece yaşanılanlar daha etkili anlatılır, duygular, anlatılmak istenenler daha etkileyici olur diye düşünüyorum. Kendimden bahsedeyim biraz. Ben Kevser 1985 doğumluyum. Kayseriliyim. 2010 yılında evlendim. Eşimle birbirimize çok aşık olarak evlenmedik açıkça söylemek gerekirse ama birbirimizi çok sevdik, güvendik, anlaşabileceğimizi düşündük, birbirimizi sanki yıllardır tanıyorduk yeni tanışmış olmamıza rağmen. Her neyse biz birbirimizi çok tanıyamadık (zaman anlamında) çünkü farklı şehirlerdeydik, her zaman bir araya gelemiyorduk, birlikte çok vakit geçiremiyorduk. Bu sebeplerden dolayı evlenmeye karar verdik. Birbirimizi evlendikten sonra tanırız, keşfederiz diye düşündük ve çok güzel bir kına gecesi, düğün ardından evlendik. Ben en büyük problem olarak düğünde hastalanmayım diye geciktirici kullandım ve hemen çocuk sahibi olmak istemiyordum. Geciktiricinin koruma etkisi olmadığı için ve ben de çocuk sahibi olmak istemediğim için bu benim için en büyük problem oldu, ya hamile kalırsam diye. Psikolojik olarak daha ilk günden 1-0 yenik başladım yani. Aslında benim problemim bekarken de vardı. Doğumdan bahsedildiğinde falan ben çok kasılıyordum, mantar hastalığım olduğu için evlenmeden önce doktora gittim, doktor muayene etti tabi ben o kadar kasıldım, o kadar kasıldım ki doğru düzgün tedavi bile olamadım. Doktor da benim bekar olduğumu biliyordu ama beni uyarmadı bak böyle bir problem olabilir diye. Ben o zamanlarda fark ediyordum ama ne bileyim böyle bir durum olacağını. Bir de vücudumu tanımıyordum. Sanki yıllardır ‘’O’’ benim vücuduma ait değilmiş gibi hareket ediyordum bence en büyük problemlerden biri de buydu. Bunların üzerine yanlış duyumlar, ilk gece korkusu, acıyacak, kanayacak, kan durmayacak, kan kaybından başıma bir şeyler gelecek korkusu da eklenince vay başımıza gelenler…

İlk gece mahvoldu, balayı zehir oldu. Bizim denemelerimiz devam ediyor ama bende bir arpa boyu ilerleme olmuyor. 1 ay geçtikten sonra Adana’da bu konuda uzman bir psikologa gittik. Aile danışmanlığı da yapıyordu. Bana en büyük darbeyi o kadın yaptı. ‘’Daha evleneli 1 ay olmuş, ne acele ettiniz, zamanla olurdu’’ gibi sözler etti. Kendimi o an cinsellik meraklısı biri gibi hissettim. Ama seanslara devam ettik. Yok, gevşeme egzersizi, yok parmak egzersizi. Ben aklımdakilerden kurtulup nasıl gevşeyeyim, elimi dokunamıyorum ki nasıl parmağımı kullanayım. Hem saçma, hem de çok itici geldi ve devam etmedim yarıda bıraktım. Eşim devam edelim diye ısrarcı oldu ama ben zaten kadına sinir olmuştum, resmen zorla gidiyordum. Kendimce bana hakaret etmişti, beni cinsellik meraklısı biri yapmıştı, nasıl devam edebilirdim. Sorduğu sorulara da kaçamak cevaplar veriyordum, çünkü güvenememiştim. Güven olmadan olmuyor.

Evliliğin üzerinden 5 ay geçti. Biz denemelere devam ediyoruz olmuyor, olmuyor. Artık denemelerden de nefret eder olmuştum. Nasılsa olmayacaktı, yatak batıyordu, ortalık dağılıyordu, geriliyorduk, içten içe birbirimize kızıyorduk. Ne gerek vardı cinsellik olmadan evlilik sürdürülmez miydi, cinsellik bu kadar önemli miydi, cinsellik olmayınca sanki araya menfaat ilişkileri giriyor gibi geliyordu bana. Ama eşim (Allah ondan bir değil bin defa razı olsun. Ben onu sırtımda hacca götürsem hakkını ödeyemem) o kadar destek oluyordu ki. Bu senin değil, ikimizin rahatsızlığı, geçecek diyordu. Şimdilerde konuşuyoruz, o olmazsa böyle yaşarız ne yapalım diye düşünüyormuş. Bizim kaderimizde bunu yaşamak varmış diye düşünüyormuş. Ben de olmazsa ayrılırım diye düşünüyordum. Nasılsa çocuk da yoktu. Her şey daha kolay olurdu ama eşimi o kadar çok seviyordum ki onsuzluğa nasıl dayanırdım bilmiyorum. Onun anlayışı beni ona daha çok bağlıyordu ama bir o kadar da uzaklaştırıyordu çünkü karşısında eziliyordum. Bir de başta anlatmıştım ya birbirimizi çok tanımadan evlendik diye. Birbirimizi tanıdıkça, alıştıkça hallolur diye düşünüyordum. Ama işler hiç de öyle olmadı. 5 aylık evliyken doktor olan kuzenimle mantar rahatsızlığım yüzünden doktora gitmek zorunda kaldım. Kuzenim de içeri girdi ve benim vajinismus olduğumu öğrendi çünkü doktor kuzenimin arkadaşıydı. Kimseye söyleme falan dedim ama duyulur diye çok korkuyordum. Eşim de annenlere anlatalım diyordu ama ben kimsenin bilmesini istemiyordum. Kuzenim söyler korkusuyla olayları zor da olsa anneme anlattım.

Tabi çok üzüldü hemen doktora gitmelisiniz dedi, araştırmalar yaptı ama erteleye erteleye 1,5 yıl oldu. Artık eşim, annem ve babamın baskıları (güzel baskıları) sayesinde doktora gitmeye karar verdim. Önce H.D’yi düşündük ama onunla ilgili pek iyi yorumlar okumadık. Zaten bana hiç sempatik gelmiyordu. Ondan vazgeçtik. Ankara’daki bütün doktorları aradım. Ben bayan bir doktor olmasını istiyordum daha rahat hissederim kendimi diye. Aradığım bayanlardan birinin ses tonu hoşuma gitti Ankara’da onunla görüştük, muayene oldum. (zaten kendimi o muayene masasında o kadar aciz, aptal hissediyordum ki anlatamam.) Kızlık zarımın çok kalın olduğunu ufak bir müdahale gerektiğini söyledi. Ben ‘’O’’na dokunamazken, oraya müdahale edilecekti. Cerrahi bir müdahale düşünün yani. İçime hiç sinmedi. Başka bayan doktorları aradım ama hiç birinin hem yaklaşımları hem de ses tonları hiç hoşuma gitmedi. Sonra Süleyman Bey’i aradım. (Erkek olduğu için gitmek istemiyordum önce ulaşamadım. Oh dedim içimden iyi ki de ulaşamadım. Akşam bir telefon geldi. Arayan kim hadi tahmin edin: Süleyman Bey) Keşke aramasaydı dedim içimden Ama konuştuk eşim de yanımdaydı. Ses tonu, yaklaşımı o kadar hoşuma gitti ki görüşmeye karar verdik. Ama ben bir taraftan hala gitmek istemiyorum. Neyse ertesi gün gittik. Biraz sohbet ettik, çok basit bir (ama çok çok) muayenenin ardından çok ileri vajinismusumun olduğunu söyledi. Ama diğer doktor gibi asla bir cerrahi müdahale yoktu. Hallederiz dedi. Eşim ve annem de Süleyman Bey’i istediler malum oldu herhalde. Bu arada eşimin zorunlu yurtdışı görevi çıktı 6 ay yurtdışına gitti. Sanki her şey bizim birlikte olmamızı istemiyor gibiydi. Süleyman Bey ile konuşarak tedaviyi 6 ay sonrasına erteledik. Eşim gelmeden 10 gün önce Süleyman Bey’le tekrar görüştük (Bu arada evleneli 2 yıl olmuştu) İlk gün benim için o kadar zor geçti ki. (Bence Ayla beni ömür boyu unutmayacak. Kıza neler çektirdim. Ama o kadar iyi anlayışlı yaklaştı ki bana, o ilk günü asla unutamam) Ardından Süleyman bey’le tekrar görüştük (tedavinin ilk günü) Bir boşalma hissettim karşısında bir çocuk gibi ağla ağla canım çıktı ama rahatlamıştım. Ayla’yı o kadar zorladım ki belki benimle devam etmezler diye düşünüm. İnanın o kadar ciddiyim ki benimle devam etmezler diye düşündüm. Ama Süleyman Bey ne yaptı (ve ben bu konuyu dillendirdim) devam edeceğiz dedi. Sabırla, bıkmadan, usanmadan devam dedi. Sadece beni dinle, ödevlerini yap ve sabret. Sabır, sen ne güzel şeysin ey sabır…

Ödevlerimi annemin de kontrolüyle yapıyordum. Ben ödevimi yapmadan kadın yatmıyordu. Eşim yurt dışından, annem buradan, babam da dillendirmeden dualarıyla destek oluyordu. İlk gün 1 saat mi, 2 saat mi 26 yıldır bana ait olan ama benim olmayan ‘’O’’na baktım durdum, sadece bak dedi, bak, incele dedi. Bilmeyene çok komik gelir anlatsan ama eğer bu yazı yayımlanırsa ve de okursanız beni çok iyi anlarsınız eminim çünkü eşekten düşenin halini eşekten düşen bilir. Ödevlerimi eksiksiz yapıyordum ve ara vermeksizin her gün gidiyordum. Tedavim 1 hafta sürdü. En uzun kaç gün sürdü diye sordum 14 günmüş. Ben rekor bende olur diye düşünüyordum inanın bana. Bir hafta o kadar kısa bir süre ki benim için. Tedavi bittikten sonra eşim de geldi beraber Süleyman Bey’in yanına gittik. Eşin olmadan (yurt dışından gelmeden) tedavinin olması çok iyi oldu dedi. Çünkü belki de 2-3 günde tedavi olanları görünce niye seninki bu kadar uzun sürdü diye düşünebilirdi dedi. Biraz uzun sürdü dedi. Ben de ben en az 15 günü göz önüne almıştım dedim. Ama 1 hafta sürdü, benim gibi en ileri derecede vajinismus hastası 1 haftada iyileşti. Eşim yeni gelmişti. Hasret, özlem bütün duygular birbirine karıştı. Tabi birkaç gün kayınvalidemlerde, birkaç gün benim ailemin yanında kaldık. Birbirimize ruhen doyamamıştık ( 6 ay ayrı kaldık ve hiç görüşemedik, telefon, internet hariç) Bu sürede denemedik. Çünkü evimizde olmalıydık, rahat olmalıydık. Süleyman Bey ben sizi aramayacağım dedi. Çünkü kendinizi baskı altında hissedersiniz dedi ama ufacık dahi bir problem olursa arayacaksınız dedi. (Canımsın sen benim, canım doktorum) Neyse eve geçtik. Artık hazırdım, hazırdık. İlk denemede biraz zorlandım hemen bıraktık. Ertesi gün yeniden denedik o kadar kolay oldu ki! Bu kadar kolay mıydı yaa, bu kadar kolay mıydı? Biz birbirimize sarılarak ağladık, ağladık, ağladık. Rabbimize şükürler ettik, doktorumuza dualar ettik, sadakalar, kurbanlar 

Artık her şey çok daha güzel. Üzerinden 8 ay geçti. Mektubumu kendi ellerimle, Ankara’ya geldiğimde vermek istedim. Özellikle bekledim. Bir de bir problem olacak mı diye, çünkü hala olduğuna inanamıyordum, elimle kontrol ediyordum her seferinde ( yaklaşık 4-5 ay ) Gülüyorum kendime, yeri geliyor acıyorum. Ama yaşanması gerekiyormuş 2 yılım heba oldu diye düşünmüyorum. Çünkü bu tedavi esnasında birebir öyle insanların hayat hikayesine şahit oldum ki, halime şükürler ettim. Benden önceki hasta 45 yaşında, eşi doktor ve yeni tedavi oluyorlar. BİR ÖMÜR… 10 yıllık evli sızıntıyla çocuk olmuş ama vajinusmus hastası, 15 yıllık evli vajinusmus hastası, herkesin gözünde, yüzünde aynı duygular, çaresizlik. Ama tedavi sonrası herkeste özgüven, çökmüş omuzlar yükseliyor yapabilirim, yaptım diye düşünüyorsun. Evet acımıyorum iki yılıma çünkü bu yaşananlar bizi çok üzdü, çok yıprattı ama o kadar çok şey kazandırdı ki. Eşimle birbirimize daha çok bağladı bizi. Şimdi bi problem olsa biz nelerin üstesinden geldik, bunumu aşamayacağız diyoruz. Vız gelir her şey…

Bir şey daha söylemek istiyorum. Kimseye anlatamıyorsunuz ya. En yakın arkadaşlarınız sizi arıyor. Evlilik öncesi sorular soruyorlar. Sanki ben yapmışım gibi onlara akıl veriyorum. Şöyle yapın böyle yapın diye. Evleniyorlar 2-3 ay sonra hamile olduklarını duyuyorsun, hırçınlaşıyorsun, kıskanıyorsun deli gibi. O nasıl yaptı ben niye yapamıyorum diyorsun. Eğitimlisin, insani ilişkilerin çok iyi bu nasıl yaptı ben nasıl yapamıyorum diyorsun. 17-18 yaşındaki çocuk evleniyor onun başına gelmiyor, senden daha korkak arkadaşların var daha tırsık onların başına gelmiyor senin başına geliyor. Hiç kimseyle görüşmek istemiyorsun, kimseden HAMİLELİK haberi duymak istemiyorsun, kıskanıyorsun çünkü, sonra kıskandığın için kendinden nefret ediyorsun. Eve kimse gelsin istemiyorsun, mutlu insan görmek istemiyorsun, rol yapıyorsun, uyuyorsun hani şarkı var ya “uyuyorum, uyuyorum günler çabuk geçsin diye” o hesap, hep “mış” gibi yapıyorsun. İyiymiş gibi, mutluymuş gibi, güçlüymüş gibi, her şey yolunda gidiyormuş gibi, ama hepsi koca bir yalan.

Evet sevgili doktorum çok uzattım kusura bakmayın ama doluyum boşaltmak istedim içimi,dışımı,her şeyimi….

Eğer bu yazımı yayımlarsanız seslenmek isterim sevgili kardeşlerime. Okuyun bunları, düşünmeyin sakın bu siteyi hazırlayanların uydurmasıdır bunlar böyle şeyler olur mu diye. Doktorun uydurmasıdır diye düşünme. Bunların hepsi gerçek. Gerçek hayat hikâyeleri. Kendinize kıymayın, paranıza kıyın, gerekirse ALYANSınızı feda edin çünkü bir ömür var karşılığında ömrünüze kıymayın paranıza kıyın. Sadece siz değil sizden çok eşiniz, aileniz, bilen kim varsa.

Bir doktor ile hasta arasındaki en önemli şey GÜVEN. Güven yoksa hiçbir şey yok. Süleyman Bey’de her şeyden önce güven var. Sizi dinliyor, siz ağlarken gözleri doluyor yaa var mı ötesi arkadaşım, var mı ötesi…

Tedavi o kadar basit, o kadar basit ki şaşarsınız vallahi. Bu mu diye. Ama bir o kadar da mantıklı ne parmak egzersizi var, ne ağrı, ne sızı işin sırrı Süleyman Bey’de mi, Ayla da mı, bephanten kremde mi bilemiyorum işin sırrı o randevuyu almakta ve Hera’dan içeriye adım atmakta ve de sabırda. Bu kadar. (vallahi de başka bir şey yok billahi de)

Bu kadar basit bir tedavi eğer yapılmazsa sevgili arkadaşlarım bir ömre neden olur. Ne olur bunun peşini bırakmayın, tedavinizi doğru yerde olun. Süleyman Bey’den alın numaramı. Anlatayım size ne sormak isterseniz. Kendinize, eşinize, ailelerinize, evliliğinize yazık etmeyin. Nelere bulmuyoruz ki parayı istersek. GELECEĞİNİZE yazık etmeyin ne olursunuz.

Ayrıca bu tedavi insanın kendine olan güveninin yanı sıra diğer korkularını yenmesinde de bire bir. Süleyman Bey söylemişti de inanmamıştım. Çok ciddi yükseklik korkum vardı çoğunu yendim, sinirlilik durumlarım vardı saçma sapan şeylere hepsi geçti. İlk zamanlar ilişki denemelerinde ortalık dağılıyor yatak döşek batıyor diye saçmalıyordum düşünün yani. Hepsi bitti hepsi. Dünya yansa hiçbir şey umurumda değil çünkü. Eşimle her gün yeni bir tarafımızı keşfediyoruz birbirimizin, her gün daha çok severek bağlanıyoruz birbirimize, hayata. Sizin aracılığınızla eşime sesleniyorum, onu o kadar çok seviyorum ki. Teşekkür ediyorum, şükrediyorum eşimi benim kaderime yazan Allah’a. Sen benim umudum oldun, tamam bitti dediğim an, bıraktığım an her şeyi elerimden tuttun. İkimizin bu rahatsızlık dedin. Ben her şeyi ama her şeyi (kendimi bile) bırakmıştım, salmıştım. Ama sen benim ellerimden tuttun. (Şu an ağlıyorum tutamıyorum kendimi) Ben senin hakkını nasıl öderim, seni nasıl daha çok, daha çok severim bilmiyorum. Her şey için teşekkür ediyorum. Ve Allah’ımdan diliyorum, senden bir çocuğum (1 değil 2-3) olmasını istiyorum. Seni çok seviyorum, çok seviyorum…

Sevgili doktorum Süleyman Bey çok çok uzattım, beni anlayışla karşılayacağını biliyorum, mektubu yazmak için 8 ay bekledim. Ellerimle getirmek istedim inşallah görüşebiliriz. Sizi çok seviyorum. Hakkınızı helal edin, Rabbim her şeyi gönlünüze göre versin. Siz benim canımsınız SİZİ ÇOK SEVİYORUM, canım doktorum!

Görüşmek üzere
Kevser

Yazar Hakkında

Süleyman Eserdağ

Süleyman Eserdağ

Jinekolog ve Cinsel Terapist Op. Dr. Süleyman Eserdağ 1969 yılında Bursa’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Manisa’da, Liseyi ise dereceyle kazandığı fen lisesi sınavından sonra İzmir Fen Lisesi’nde okudu.

Yorum Yaz